"Bizim Mahallenin Giritlileri"
Bu yılki "Belgesel Film Festivali" yeni başlamıştı. Sevgili arkadaşlarım Bülent Arınlı ve Şehbal Şenyurt'un "Bizim Mahallenin Giritlileri" filmine kılı kılına yetiştim. Güzel ve duygulu bir akşamdı. Gösterimden sonra sevgili Şehbal ve arkadaşlarımla muhabbetimiz de çok güzeldi.
O akşamla ilgili bir yazı yazdım. Biamag'da ve yeni bloğum "varlar Yoklar"da yayınlandı.
"Karşı Sanat Maske Atölyesi
Sevgili arkadaşım Feyyaz Yaman'ın öncülüğünde çalışmalarını sürdüren "Karşı Sanat Çalışmları" onuncu yılını tamamladı. Atölyenin profesyonel yöneticiliğini yapan Nuran Ulutaş'la, ekibe katılan sevgili Ebru yeni çalışmalar gerçekleştiriyorlar. Bunlardan birisi de İranlı heykel sanatçıcı Babek Sophi tarafından gerçekleştirilen "Maske Atölyesi"ydi. Tanıtım etkinliğine sevgili Sinem'le birlikte katıldık. Yeni şeyler öğrendiğimiz keyifli bir akşamdı.
Bu etkinliğe dair yazdığım yazı da yine Biamag ve "varlar yoklar" bloğumda yayınlandı.
TÜYAP Kitap Fuarı
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin standında "Sağlık için Medya, Medya için Sağlık" kitabımın imza günü yapıldı. 6 Kasımda gerçekleşen etkinlik sırasında birkaç arkadaş dışında standa pek kimse uğramadı, dahası birlikte kitap imzaladığımız sevgili Nail Güreli dışında kimseye kitap imzalamadım. Ama o gün birkaç kitap aldım ve Bulut Yayınları'nın standında görevli olan kızım Ceren'le ve Karşı Sanat'ın standında sevgili Nuran'la biraz muhabbet ettik.
Nehir Muhabbetler
Sevgili Sezai Sarıoğlu onu bilenlere yine güzellikler yaşatıyor ve pek de bilinmeyen insanları tanıtıyor. 7 Kasımdaki "Nehir Muhabbetler"de karikatür eleştirmeni ve tarihçisi Turgut Çeviker de onlardan birisiydi. Bu konuda ne çok şey varmış benim de bilmediğim. Ama daha öncemlisi Turgut Çeviker'den haberdar olmak beni mutlu etti. İnsana olan inancım ve güvencim bir kez daha pekişti.
Yoğun günler
Kasım ayı sanatsal, kültürel ve düşünsel etkinliklerin yoğun olduğu bir ay. Ardarda bir çok etkinliğe katıldım. Bunlar arasında Kısa Film Festivali, Ruh sağlığında İnsan Hakları Sempozyumu, Kamusal alanda türban kullanımı araştırması sonuçları sunum toplantısı, ÖTV'ye yapılan zamma karşı Beyoğlu Eğlence Mekanları İşletmecilerinin yani "meyhaneciler"in yürüyüşü, Brenna MacCrimnon-Sumru Ağıryürüyen Konseri, Ferda Sevinç Ereren'in oğulları "Erencan&hande Ereren" çiftinin düğünü, "Çoğunluk" filmi, "Kıyıya Oturmanın Böylesi" oyunu, 21.Yüzyılda Sosyalizm Paneli ve Galata Fotoğrafhanesi "Sağlık" sohbetini ilk ağızda sayabilirim. Bunların arasında yazar arkadaşlarım Menekşe Toprak ve Aysel Sağır'la buluşmalarımızı da eklemeliyim.
Jehan Barbur'den "Hayat" albümü
Net üzerinden haberdar olduğum sonra yaptığı müziği sevdiğim, sonrasında tanıştığım farklı bir sanatçı var. Adı Jehan Barbur . Çok içten, naif ve duyarlı bir insan. Sesi de, çoğu kendine ait sözlerden oluşan müzik eserleri de sunumu da gerçekten farklı.
11 Kasım gecesi ikinci albümü "Hayat"ın tanıtım konseri vardı. Ben de oradaydım, çok güzeldi. Dinlerken, izlerken bir yandan eğlendim bir yandan da bol bol fotoğraf çektim.
Hak Temelli Sağlık Hizmeti dersi
Kasım ayının 3 haftası "Kurban Bayramı"ydı. Yakınları ziyaret bayramın en güzel yanlarından birisi. Uzun zamandır göremediğim halamı bayram vesilesiyle ziyaret ettim. O da ben de sevindik. Hemen bayram sonrasında söz etmem gereken en önemli etkinliklerden biri de İstanbul Tıp Fakültesi'nin ilk sınıfına bu yıl üçüncü kez anlattığım "Hak temelli Sağlık Hizmetleri"ydi. Sevgili arkadaşım Prof. Dr. Selma Karabey'in kendi ders programı içinde yer alan bu konuyu benim sunmama olanak tanıdığı için ona ve katılan geleceğin hekimlerine teşekkür ediyorum.
Bu arada daha önce yasaya ve hukuka aykırı biçimde kapatılarak, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi'ne bağlanan İstanbul Lepra Hastanesi İdare Mahkemesi'nin aldığı kararla yeniden "kurumsal kimliğini" kazandı. Bu nedenle yıllarca çalıştığım ve çok emek harcadığım eski hastanemi ziyaret ettim ve eski arkadaşlarımla "dayanışma" içinde olduğumu belirttim. Ayrıca ay içinde fırsat buldukça konulu ve belgesel film izlemeyi sürdürdüm. Sinema alanında, özellikle de toplumsal gerçeklerin ortaya konulmasına yönelik filmlerin sayıca çoğalması, nitelik olarak da gelişmesi çok sevindirici bir durum.
Böylelikle 21. yüzyılın ilk dekadının son bir ayına girmiş olduk. Zaman gerçekten çok hızlı geçiyor.
Horovel'i izlemek
Kars'lı genç bir insan Erhan Arık ve "Horovel" adını verdiği bir gönüllü çalışma sürdürmüş. Ermenistan'la olan sınırın iki tarafında yaşayan ve eskiden tam tersi yerlerde yaşayan insanlarla konuşmuş, bu sırada ya fotoğraf, ya da video çekmiş. 26 Kasım akşamı yaklaşık iki saatlik bir süre içinde yaptıklarını ve yaşadıklarını bizimle paylaştı. Çektiği fotoğrafları, videoları gösterdi ve o sırada karşılaştığı insanları anlattı. Hme geçmişte yaşananların anlamını ve anlamsızlığını düşündük, hem de o sırada çekilen acıları içimizde duyduk. Ama geleceğe de "umut" biriktirdik.
HIV'e "Pozitif" Bakmak
Pozitif Yaşam Derneği Bu yıl da pekçok genç ve gönüllüyü harekete geçirerek inanılmaz bir etkinliği daha gerçekleştirdi. Düzenlenme aşamasında da kısmen katkıda bulunduğum etkinlik Galatasaray'dan Taksim meydanına kadar tam bir "şölen" şeklinde yaşandı. Ben de oradaydım ve fotoğrafladım. Öncesini ve sonrasını bianet'te yazarak duyurdum.
Ya "sakat"lara ?
Bu yıl bazı engelliörgütleri geleneksel Beyoğlu yürüyüşünü protesto ederek katılmadılar. Çünkü hükümet ve yetkililerin kendilerine yönelik tutumlarında hiç bir olumlu değişiklik olmadığını ileri sürüyorlardı. Devlet ise aynı güzergâhta, "sivil" engelli örgütlerinden sonra "resmi" bir yürüyüş düzenleyip Taksim meydanı'nda "resmi" bir 3 Aralık etkinliği gerçekleştirdi. Ben her zaman olduğu gibi TSD'yle, "sağlığıma engele olma platformu"yla birlikte oradaydım. Hem onlara destek ve dayanışmamı ifade ettim, hem de bu yürüyüşü fotoğrafladım. Tabii yazdım da...
TkMM Toplantısı ve Nehir Muhabbetler
Sevgili Şanar Yurdatapan'ın sivil toplumun bir "ortak payda" oluşturarak yasamaya katkı ve katılımı için büyük çabalar harcadığı Türkiye "küçük" Millet Meclisi'nin bu ayki İstanbul toplantısında sosyal alanlara yönelik "bütçe" konusu ele alınacağı için ben de katıldım. Katılım itibariyle "gerçekten" de küçük bir toplantı oldu. Kendimiz söyledik, kendimiz dinledik. Ama hem söyleyenlerin artacağına, hem de asıl dinlemesi gerekenlerin bir gün bizleri "dinlemek" zorunda kalacaklarına dair umudumuzu koruduk.
Oradan çıkıp Kadıköy'e sevgili Sezai Sarıoğlu'nun düzenlediği "Nehir Muhabbetler"i izlemeye gittim. Bu ayki konuşu sevgili "Özcan Yurdalan"dı ve çok güzel ve paylaşımlı bir sohbet daha gerçekleştirdik. Taa Kıbrıs'tan gelen sevgili Neşe Yaşın da dahil olmak üzere pek çok dostla birlikte olmak da ayrı bir güzellikti.
Yine serbest bırakılmadı
7 Aralık'ta kızımın da aralarında olduğu "hiç bir suçu olmayanların suçlandığı" davanın yeni bir duurşması daha gerçekleşti. Yine Beşiktaş Adliyesi bizi buluşturdu. Sevgili Necdet'in bu kez tahliye edileceğini umuyorduk ama bu kez de olmadı ve Necdet 20. ayını da Tekirdağ Cezaevinde tamamlamak durumunda... Sabır dilemekten başka birşey elden gelmiyor.
Çok benzeyen başka bir dava da sevgili Pınar Selek'in yargılandığı dava ve o da daha önce beraat etmesine karşın, Yargıtay'ın kararı nedeniyle yine "bomba koyarak" insanları öldürme iddiasıyla yeniden yargılanacak. "Hâlâ Tanığız" diyen biz dostları el birliği ederek dayanışma amacıyla 9 Aralıkta "Pınar'ın Masalı" adlı bir etkinlik geçekleştirdik. Ben de "Tanık"ların arasındaydım ve onun suçsuzluğuna yönelik "tanıklığımı" sürdürdüm.
10 Aralıkta İnsan Hakları İhlâlleri sürüyordu
10 Aralık "İnsan Hakları Günü". Bu günün içinde olduğu hafta da pek çok etkinlik gerçekleşti. Yetişebildiğim kadarıyla katılmaya ve izlemeye çalıştım. 10 Aralık günü İÜ İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nin düzenlediği "Basın ve İfade Özgürlüğü Sempozyumu"na, 11 Aralıkta Üniversite Öğretim Derneği'nin polis şiddetine maruz kalan öğrencilerle ilgili basın açıklamasına, yine aynı gün Çocuklar İçin Adalet Takipçileri'nin cezaevindeki çocuklarla ilgili basın açıklaması ve TİHV'de açtığı sergiye, 12 Aralık pazar günü Kumbara Sanat ve Kültür Merkezi'nin düzenlediği "Anayasa / Talepler" toplantısına, 14 Aralıkta Fındıklı'da Orya Han'ın önünde vadilerine HES yapılmasını istemeyen Loç'luların oturma eylemine, sonrasında Boğaziçi Ün.de düzenlenen Orhan Veli'yi, 17 Aralıkta da Yıldız Ün.de sevgili Bülent Tanör'ü anma etkinliklerine ve aynı gün akşamı Cezayir Sergi Salonu'nda " Birbirimizle Konuşmak" adlı sergi açılışına, hemen ertesi günü de Eşitlik Demokrasi Partisi'nin düzenlediği "Kürt Sorunu Konferansı"na katıldım.
Yıl biter "etkinlikler" bitmez
2010'un son ayının son günleri de oldukça yoğundu. 19 aralıkta Babylon'da "Sulukuleli Çocuklar"ın bir müzik dans gösterileri vardı, son anda yetiştim ve keyifle izledim. Ertesi gün Sevgili Celalettin Can'ı geçirdiği büyük ve önemli operasyon sonrasında Çağlayan'da FN Hastanesi'nde ziyaret ettim ve sağlığının yerinde olmasına sevindim. 21 Aralık'ta Lepra Hastanesi'ne giderek lepradan kuşku edilen iki küçük çocuğu muayene ettim. Ne yazık ki içlerinden birisi gerçekten lepraydı. Neyseki erken tanı konulduğu için bir "olumsuzluk" yaşamadan tedavi edilebilecek. Ülkemizde hâlâ lepralı hastaların görülüyor olması, bu hastalıkla ilgili alt yapı ve olanakları ortadan kaldırma çabasının yanlışlığını bir kez daha gösteriyor. Aynı gün akşam üzeri Karşı Sanat'ta Radikal gazetesi çizeri "Turgut Yüksel"in sergisinin açılışına katıldım ve ardından da bu yılın başında yalnız birkez gösterilen, ülkemizde travesti ve transeksüellerin oynadığı ve onları anlatan ilk film olan "Teslimiyet"i izledim. 22 Aralıkta bir başka "ilk"e tanıklık ettim. Frida Kahlo ve Diego Garcia'nın resimleri ülkemize geldi ve Pera Müzesi'nde sergileniyor. Serginin açılışı öncesi basınla gerçekleşen buluşmaya ben de katıldım. Hem etkinliği, hem de resimleri izlemek çok keyifliydi.
24 Aralık gecesi yani "Noel gecesi" İstanbul Tıp Fakültesi 1980 Mezunları olarak yirmibir arkadaş MMO'nun yeniden düzenlenen lokalinde buluştuk ve muhabbet ettik. Birbirimizi özlemişiz, biz buluştuğumuza çok sevindik, tabii gelemeyenler de çok üzüldüklerini söylediler.
26 Aralıkta İstanbul Tabip Odası'nda İnsan Hakları Komisyonu tarafından düzenlenen "Dil ve Sağlık" başlıklı bir toplantıya katıldım. Çok önemli bu konuda benim de diyeceklerim vardı ve onları hem orada hem de sonradan yazdığım bir yazıda dile getirdim. Ardından da konuşmacıların olduğu küçük bir grup olarak Sultanahmet'te Marmara Denizi'ne nazır bir restoranda muhabbeti sürdürdük.
28 Aralıkta Kadıköy'de Oyun Atölyesi'nde "Nehir Muhabbetler" ekibinin değişmez direklerinden sevgili Nevzat Karakış'ın konseri vardı ve tüm izleyenler gibi ben de keyifle izledim. Bir sonraki gün özel hastanelerdeki acil başvurularda alınan paralarla ilgili olarak CNN Türk ve Sky TV'de haber programlarına telefon konuğu olarak katıldım. Aynı günün akşamı TGC ve BSB'nin Beşiktaş Belediyesi'nin ve sahipliğinde düzenlediği "Bir belgesel, bir gazeteci, çay ve Simit" etkinliğine katıldım. Etkinlik sevgili Bülent Arınlı'ya adanmıştı ve o gece o tüm varlığı ve bizde bıraktıklarıyla yine bizlerle birliteydi. Ertesi akşam ise Beyoğlu'nda yeni açılan "Nar-ı Mekan"da bir şiir dinletisi vardı. Yelda Karataş'ın düzenlediği etkinlikte sevgili Neşe Yaşın da şiirlerini kendisi okuyarak katılırken, yazar arkadaşım sevgili Menekşe Toprak ve gazeteci arkadaşım Aysel Sağır'la birlikte bizde keyifle o şiirleri dinledik.
2010'un son günü ise BİA'da başlayan "yeni yıla merhaba" kutlamasıyla başladı ve "Laz Meyhanesi"yle sürdü. Sevgili kızımla geçen yıl yapamadığımızı bu yıl gerçekleştirdik ve yeni yıla sokaklarda birlikte girdik. "Merhaba 2011"