Y
AZILARIM / Söyleşilerim
"Merhaba Acil"e yeniden merhaba

Türk Tabipleri Birliği'nce yayınlanan "TIP DÜNYASI" Gazetesinin 1 Aralık 2008 tarihli nüshasında yayınlanan, Mutlu Sereli tarafından yapılan röportajın tam metni:


TIP DÜNYASI
1 Aralık 2008    Mutlu SERELİ

Program yayına geçtiği sırada yapımcılarsan Mustafa Sütlaş mikrofon başında, yayında (1998)
Program yayına geçtiği sırada yapımcılarsan Mustafa Sütlaş mikrofon başında, yayında (1998)
Türkiye radyolarının en uzun soluklu sağlık programı Merhaba Acil, 10 yıl aralıksız olarak 96.6 Yön Radyo'da yayımlandı. 2008-2009 yayın döneminde bir kaç ay ara veren Merhaba Acil, yine Dr. Mustafa Sütlaş'ın koordinatörlüğünde ama daha geniş katılımla tekrar başlıyor. Merhaba Acil'i ve 11 yılını Dr. Mustafa Sütlaş ile konuştuk…

ANKARA- Mutlu SERELİ: Merhaba Acil'in 11. yaşı kutlu olsun…
M. Sütlaş:
Teşekkürler.
Gerçekten "kutlu olsun". Oradan ses veren ve oranın sesini dinleyen herkese bu sözüm. Şimdi dışarıdan bakınca bunun çok önemli bir çaba olduğunu düşünüyorum.

Mutlu SERELİ: "Radyoların en uzun soluklu sağlık programı" diyoruz; doğru mudur bu? Merhaba Acil'i "en uzun soluklu sağlık programı" yapan nedir?
M. Sütlaş:
Türkiye özgülünde bir "sağlık konulu radyo programı" olarak, özellikle "kesintisiz" yani "sürekli" yayın yapması bakımından doğru gerçekten de. TRT'de benzer bir program var ama zaman zaman kesintiye uğramış. Merhaba Acil, bazı yıllar yaz dönemleri verilen "zorunlu tatil araları" dışında sürekli yayındaydı.
Bunun böyle olmasının bence üç önemli nedeni var:
Birincisi bu alanda söylenecek sözün, yakınılacak konunun, iletilecek bilginin, verilecek mesajın, aktarılacak düşüncenin çokluğu. Her programdan çıkarken "bu konuda şurasını yeterince konuşamadık, bunu sonra yeniden konuşalım" dedik sürekli.
İkincisi radyonun dinleyenlerinin sabır ve talebiydi. Onlar bizi dinlemekten bıkmadılar asla. Bu bize güç verdi. Tabii onların bu isteği ve desteği radyo yöneticilerimizin de onlar gibi düşünmesini ve programa sahip çıkması sonucunu doğurdu. Bize daha çoğu için destek oldular, katkı sundular.
Sağlıkçılar, özellikle de hekimler, sağlık hizmetinden yararlananlarla, hastalarla ve yakınlarıyla “karşıt” taraflar değiller. Yan yanalar ve yaptıkları işi “işbirlikleri” çok daha iyi kılıyor. İşte medya konusunda da bu işbirliğinin gerçekleşmesi ve gelişmesi gerekli bana göre.

Program yayına geçtiği sırada Yeniyüzyıl gazetesinde yayınlanan haberin kupürü
Program yayına geçtiği sırada Yeniyüzyıl gazetesinde yayınlanan haberin kupürü


Üçüncüsü ise bu konuda çalışan çekirdek ekibimizin ısrarıydı. Başlarken beş kişiydik. Sevgili Dr. Abidin Özçelik ve Dr. Emel Gökmen de bizlerle birlikteydi. İlk programlarda Sağlık habercisi Sevgili Sibel Güneş de destek olmuş ve katkıda bulunmuştu bizlere. Sonrasında Sevgili Ecz. Mustafa Turunç, Diş hekimi Mehmet Akbulut, Dr. Beyza Çelenligil (sonradan 'Kutay' soyadı da eklendi adına) ile sürdürdük uzun süre. Mehmet arkadaşımız ayrıldıktan sonra üç kişi büyük ısrarla devam ettik. Mustafa Turunç da başka örgütlerdeki yoğunluğu nedeniyle desteğini azalttı. Beyza ile ikimiz sürdürdük uzun süre. Biliyorsun ben hekimliği bıraktıktan sonra İstanbul dışına çıktım ve biraz dolaştım. O dönemde sevgili Beyza tek başına programı neredeyse bir yıl sürdürdü. Bu çok önemli bir noktadır. Çünkü Beyza bu işin profesyoneli olmamasına karşın büyük bir duyarlılıkla ve keyifle yapıyordu programı. Onun bu yaklaşımı olmasaydı sanırım bu kadar uzun sürmezdi. Yaptıkları için çok teşekkür ediyorum ona.

Mutlu SERELİ: Neleri gündem yaptı bugüne kadar Merhaba Acil?
M. Sütlaş:
Aslında çıkış noktamız başka olsa da, zaman içinde temel başlığımız tahmin edebileceğiniz gibi "sağlıkta dönüşüm" oldu. Bunun sağlık alanına ve sağlık hizmetine neler getireceği, daha doğrusu neler götüreceği ve neler götürdüğünü ortaya koymaya çalıştık. Genel olarak söylersek, sağlık eğitimi ve sağlık çalışanlarının eğitimi, temel sağlık hizmetleri, özellikle de pratisyen hekimlik, sağlığın ekonomi politiği, özellikle finansmanı, sağlık hizmet biçimleri, tüm boyutlarıyla ilaç konusu, eczacıların yaşadıkları, çektikleri sıkıntılar, başlı başına çok önemli alanlar oluşturan "diş hekimliği" ile "hayvan sağlığı ve veterinerlik hizmetleri", bulaşıcı hastalıklar, bu bağlamda özellikle tüberküloz ve AIDS, kronik hastalıklar, engellilere yönelik sağlık hizmetleri ve onların sağlık sorunları, sağlık medyası, sağlık hakkı ve hasta hakları konusu ve bir dolu başka konu. Merak eden benim kişisel internet sayfamdaki Merhaba acil'le ilgili bölüme bakabilir. On yılın listesi orada var.
"Sağlık Hakkı ve Hasta Hakları" konusunda "Merhaba Acil" içinde önce on beş günde bir, sonra ayda bir yayınlanan özel bir bölüm oluşturduk. Adına "Hastayım hakkım var" dedik. O bölümde de sevgili arkadaşlarım Leyla Hacıosmanoğlu ve Tunç Demircan programın hazırlanmasında ve sunumunda görev üstlendiler. O bölümde ben de mikrofon başında olacağım. Yaklaşık iki yıldan fazladır, "Merhaba Acil"in böyle bir "yavrusu" vardı. Bu yıldan başlayarak da bu "yavrular" çoğaldı.

Mutlu SERELİ: Ben de onu soracaktım: Yeni dönemde neler var?
M. Sütlaş:
Evet; bazı değişiklikler var. Doğrusu programın özellikle radyoculuk tekniği açısından bazı eksiklikleri olduğunu görüyorduk. O eksiklikleri tamamlamak istedik. Programın içinde ve bütününde tekrarları azaltmak, konuları ve konuşanları çeşitlendirmek, daha çok dinlenir hale getirmek, bu anlamda da hareketlendirmek ilk aklımıza gelenlerdi.
Bir de ekibi genişletmek istedik. Ulaştığımız yapılardan üçündeki arkadaşlarımız sağolsunlar, olumlu karşılık verdiler taleplerimize.
Bu dönemde ayın her haftası başka bir grup mikrofon başında olacak. Örneğin her ayın ilk haftası "Sağlığın Ekonomi Politiği" daha bir derinlemesine konuşulacak. İnsan Sağlığı ve Eğitimi Vakfı'ndan (İNSEV) arkadaşımız Fatih Artvinli iki halk sağlıkçı arkadaşının desteğiyle "Herkes için Sağlık, Hemen Şimdi!" diyerek bu alanın doğrularını, yaşananlarını dile getirecek.
Her ayın ikinci pazartesi günü "Türkiye Sakatlar Derneği" Yön Radyo dinleyicileriyle birlikte olacak. Kendisi de bir ortopedik engelli olan Av.Turan Hançerli arkadaşımızın organizasyon ve sunumuyla "Eşit bir yaşam ve olanaklar için" diyerek engellilerin sesini duyuracak.
"Pozitif Yaşam Derneği"nden Didem Ünsür her ayın üçüncü pazartesi akşamı toplumumuz için risk yaratan, ama bir o kadar da ayrımcılığa uğrayan bir kesim için, HIV(+) ve AIDS hastalığı için hem herkesin bilgisini çoğaltarak, bakışını ve yaklaşımını değiştirmeye çalışacak, hem de bu hastalık süresince çeşitli "sıkıntılar" yaşayanların seslerini hepimize getirecek.
İnternet üzerinden yayın yapacak, hem hekimlere hem de tüm topluma sesini duyuracak bir TTB radyosunu bir an önce yayına sokmak için çaba sarf edilmeli. Çünkü internet geleceğin medyası ve radyo da gerçek sahibi olan halkın sesini en iyi ve en yaygın bir şekilde duyuracak tek alternatif.

Programı on yıl sürdüren ekip. Soldan sağa: Mustafa Sütlaş, Dr. Beyza Çelenligil Kutay, Ecz. Mustafa Turunç

Programı on yıl sürdüren ekip. Soldan sağa: Mustafa Sütlaş, Dr. Beyza Çelenligil Kutay, Ecz. Mustafa Turunç

Mutlu SERELİ: Yine Yön Radyo'da mı yayınlanıyor? Hangi gün ve saat kaçta?
M. Sütlaş:
"Merhaba acil" Yön Radyo'da her pazartesi akşamı 20.00-21.00 arasında yayınlanıyor. Yön Radyo Marmara Bölgesi'ne yayın yapıyor. Ayrıca uydudan yayınlanıyor ve bununla dünyanın her yerine ulaşıyor. Tabii radyoyu internetten canlı olarak dinlemek de olası. http://www.yonradyo.com.tr adresini tıklamak yeterli programı dinlemek için. Bizimle iletişim için de mail adresimizi kullanabilirler.

Mutlu SERELİ: Siz medya-sağlık ilişkisi konusunda çok çalışmaları, çok deneyimleri olan birisiniz. Medya-sağlık ilişkisi üzerine neler söylersiniz? Merhaba Acil programı bu ilişki içerisinde nasıl bir yerde duruyor?
M. Sütlaş:
İzin verirsen önce "radyo-sağlık" konusunda bir saptama yapmak istiyorum. Bağımsız İletişim Ağı (BİANET)'nın yayınladığı "Radyo ve Radyoculuk" kitabından öğrendiğim, benim "tiyatro yaptığım sırada" usta kabul ettiğim insanlardan birisi olan Brecht'in şöyle bir sözü var: "Radyo bir iletim aracı olmaktan çıkıp, iletişim aracı haline gelmeli. Eğer sadece mesaj göndermeye değil, almaya; dinleyicilerin sadece işitmelerine değil, konuşmalarına imkân vermeye ve onları birbirinden yalıtmak yerine ilişkiye sokabilseydi, radyo, kamusal hayatta hayal edilebilir en harika bağı oluşturabilirdi insanlar arasında. Ancak teknolojik gelişmelerin beraberinde getirdiği doğal imkânlarla ilgili bu önerilerin, mevcut toplumsal sistemde gerçekleştirilmesine imkân yok" diyor.
1932'de bunu söylemiş. O günün teknolojik olanaklarıyla şimdi arasında büyük fark var. Ama onun söyledikleri şimdi de geçerli. Biz kendi ölçeğimizde bunun tersini yapmaya çalıştık. En azından yapılabildiğini gördük. Radyo, sağlık alanında çok büyük bir olanak. Bunu etkin biçimde kullanarak pek çok şey yapabiliriz. Bu açıdan da "Merhaba Acil"in çok önemli bir örnek olduğunu düşünüyorum.
Sağlık-medya konusuna gelince. Bu konuda söyleyecek çok şey var. Özellikle medya tarafının pek çok yanlışı, eksiği, alışıldık deyişle "dez-enformasyonu ve mis-enformasyonu" var. Bunu herkes görüyor ve söylüyor. Ama benim 10 yılı aşkın deneyimim; medyanın bunu yalnız yapmadığı yolunda. En büyük yardımcıları "sağlık alanının insanları"; özellikle de hekimler. "Sağlıklı bir sağlık medyası için, sağlıkçıların tıpkı sağlık hizmeti için önerdiğimiz yerde durmaları ve böyle bakmaları gerekli: Hastalıkları ve olumsuzlukları değil, sağlığı ve olumluluğu düşünmeliler. Medyayla ilişkilerinde bu bakış açısını benimsemeliler. O zaman medya tarafı bu alanı daha doğru görme olanağına kavuşacak.
Tabii bir de medyanın "alıcı" tarafı var. Onlar da "haberin alıcısı" olduklarını değil de "haberin kaynağı" olduklarını fark ettiklerinde yine çok daha sağlıklı bir sağlık medyasına sahip olabiliriz. Sağlıkçılar, özellikle de hekimler, sağlık hizmetinden yararlananlarla, hastalarla ve yakınlarıyla "karşıt" taraflar değiller. Yan yanalar ve yaptıkları işi "işbirlikleri" çok daha iyi kılıyor. İşte medya konusunda da bu işbirliğinin gerçekleşmesi ve gelişmesi gerekli bana göre.

Mutlu SERELİ: Eklemek istedikleriniz var mı?
M. Sütlaş:
Çok teşekkürler. Tıp Dünyası okurları için iki önerim var. Birincisi bu iletişim kanalını onlar da kullanmaya çalışsınlar, koşul ve olanağı olanlar ise bulundukları yerlerde benzerlerini gerçekleştirmeye çalışsınlar. Bir de TTB yöneticisi ve çalışanlarına bir önerim olacak. Öncelikle yukarıdaki önerilerim konusunda etkin çaba göstermeliler, destek olmalı ve özendirmeliler. İkincisi birçok ülkede olan, bu tür kanallara sahip olma konusundaki isteklerini ve istekliliklerini "karar vericilere" yönelik talepleriyle belli etsinler. Üçüncüsü de bu olanak sağlanana kadar da internet üzerinden yayın yapacak, hem hekimlere hem de tüm topluma sesini duyuracak bir TTB radyosunu bir an önce yayına sokmak için çaba sarf etsinler. Çünkü internet "geleceğin" medyası ve radyo da "gerçek" sahibi olan halkın sesini en iyi ve en yaygın bir şekilde duyuracak tek alternatif. Size de çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum.
İkincisi ise yine bu kurullar aracılığıyla saptadığımız "hak ihlâllerini"tekil olarak bireysel düzlemde değil, bu sistemin ürettiği ve her yerde yaşanabilecek bir sorun olarak görüp üzerine gitmek ve bu amaçla bir hak mücadelesi vermektir. Sağlık sorunlarını bütüncül olarak çözümlemek için yeni talepleri dile getirmek ve bunlar için mücadele örgütleyeceğiz.

Mutlu SERELİ: Çok teşekkürler…

Kasım 2008

  GERİ DÖN ....